عَكَسَتْ مَلَابِسُ الرَّجُلِ الْمُشَرَّدِ الرَّثَّةُ ظُرُوفَ حَيَاتِهِ الصَّعْبَةَ.
Evsiz adamın pejmürde kıyafetleri, onun zor yaşam koşullarını yansıtıyordu.
عَكَسَتْ مَلَابِسُ الرَّجُلِ الْمُشَرَّدِ الرَّثَّةُ ظُرُوفَ حَيَاتِهِ الصَّعْبَةَ.
Evsiz adamın pejmürde kıyafetleri, onun zor yaşam koşullarını yansıtıyordu.
كَانَ الْمَنْزِلُ الَّذِي ظَلَّ شَاغِرًا لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ فِي حَالَةٍ مُهْمَلَةٍ.
Uzun süredir boş kalan ev, pejmürde bir haldeydi.
بَدَتْ بَعْضُ مَنَاطِقِ الْمَدِينَةِ مُتَدَهْوِرَةً بِسَبَبِ الْإِهْمَالِ.
Şehrin bazı bölgeleri, bakımsızlık nedeniyle pejmürde bir görünümdeydi.