مَعَ مُرُورِ السِّنِينَ، تَوَطَّدَتْ صَدَاقَتُنَا أَكْثَرَ وَأَصْبَحْنَا أَكْثَرَ ارْتِبَاطًا بِبَعْضِنَا البَعْضِ.
Yıllar geçtikçe arkadaşlığımız daha da pekişti ve birbirimize daha çok bağlandık.
مَعَ مُرُورِ السِّنِينَ، تَوَطَّدَتْ صَدَاقَتُنَا أَكْثَرَ وَأَصْبَحْنَا أَكْثَرَ ارْتِبَاطًا بِبَعْضِنَا البَعْضِ.
Yıllar geçtikçe arkadaşlığımız daha da pekişti ve birbirimize daha çok bağlandık.
مَعَ الاِتِّفَاقِيَّةِ الْجَدِيدَةِ، تَعَزَّزَتِ الْعَلَاقَاتُ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ بِشَكْلٍ أَكْبَرَ.
Yeni anlaşma ile iki ülke arasındaki ilişkiler daha da pekişti.
مَعَ تَحْقِيقِ النَّجَاحَاتِ، تَرَسَّخَتْ ثِقَتِي بِنَفْسِي أَكْثَرَ وَزَادَ إِيمَانِي بِقُدُرَاتِي.
Başarılar elde ettikçe özgüvenim daha da pekişti ve kendime olan inancım arttı.