عَزَّزَ الْمُعَلِّمُ الْمَوْضُوعَ بِأَمْثِلَةٍ لِكَيْ يَفْهَمَهُ الطُّلَّابُ بِشَكْلٍ أَفْضَلَ.
Öğretmen, öğrencilerin konuyu daha iyi anlaması için örneklerle pekiştirdi.
عَزَّزَ الْمُعَلِّمُ الْمَوْضُوعَ بِأَمْثِلَةٍ لِكَيْ يَفْهَمَهُ الطُّلَّابُ بِشَكْلٍ أَفْضَلَ.
Öğretmen, öğrencilerin konuyu daha iyi anlaması için örneklerle pekiştirdi.
وَطَّدَ الِاتِّفَاقُ الْجَدِيدُ الْعَلَاقَاتِ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ بِشَكْلٍ أَكْبَرَ.
Yeni anlaşma, iki ülke arasındaki ilişkileri daha da pekiştirdi.
سَاعَدَتِ النَّجَاحَاتُ فِي تَرْسِيخِ ثِقَتِهِ بِنَفْسِهِ.
Başarılar, özgüvenini pekiştirmesine yardımcı oldu.
أَوْثَقَ، أَحْكَمَ، حَصُفَ، رَصُنَ