pekmez

تَنَاوَلْتُ فُطُورِي مَعَ الْقَلِيلِ مِنَ الدِّبْسِ عَلَى الْخُبْزِ.

Kahvaltıda ekmeğime biraz pekmez sürerek yedim.

اِعْتَادَتْ أُمِّي أَنْ تُطْعِمَنِي عَسَلَ الْعِنَبِ لِتَقْوِيَةِ مَنَاعَتِي فِي الشِّتَاءِ.

Annem, kışın bağışıklığımı güçlendirmek için bana pekmez yedirirdi.

İlişkili Kelimeler