pencere

نَافِذَة — نَوَافِذ

أَسْتَطِيعُ أَنْ أَرَى الْأَشْجَارَ وَالزُّهُورَ فِي الْحَدِيقَةِ مِنَ النَّافِذَةِ فِي غُرْفَتِي.

Odamdaki pencereden bahçedeki ağaçları ve çiçekleri görebiliyorum.

شُبَّاك — شَبَابِيك

عَادَةً مَا تَكُونُ شَبَابِيكُ الْمَنَازِلِ الْقَدِيمَةِ مَصْنُوعَةً مِنَ الْخَشَبِ وَمُزَيَّنَةً بِالزُّجَاجِ الْمُلَوَّنِ.

Eski evlerin pencereleri genellikle ahşaptan yapılmıştır ve renkli camlarla süslenmiştir.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler