perçinlenmek

تَرَسَّخَتْ هَذِهِ الْأَفْكَارُ فِي ذِهْنِهِ مُنْذُ فَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Bu fikirler zihninde uzun süre önce perçinlenmişti.

تَثَبَّتَتْ هَذِهِ الْمَعْلُومَاتُ جَيِّدًا فِي ذَاكِرَتِي.

Bu bilgiler hafızamda iyice perçinlendi.

تَوَثَّقَتْ هَذِهِ الصَّدَاقَةُ عَلَى مَرِّ السِّنِينَ.

Bu dostluk yıllar içinde perçinlendi.

Ayrıca: تَدَعَّمَ، تَعَزَّزَ، تَقَوَّى