perçinlemek

سَتُرَسِّخُ هَذِهِ الِاتِّفَاقِيَّةُ الْعَلَاقَاتِ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ.

Bu anlaşma iki ülke arasındaki ilişkileri perçinleyecek.

سَتُثَبِّتُ الْقَوَانِينُ الْجَدِيدَةُ دِيمُقْرَاطِيَّتَنَا بِشَكْلٍ أَكْبَرَ.

Yeni kanunlar, demokrasimizi daha da perçinleyecek.

وَثَّقَتْ هَذِهِ التَّجْرِبَةُ صَدَاقَتَنَا أَكْثَرَ.

Bu deneyim, arkadaşlığımızı daha da perçinledi.

Ayrıca: دَعَّمَ، عَزَّزَ، قَوَّى