perdahlı

الطَّاوِلَةُ مَصْقُولَةٌ وَلَامِعَةٌ.

Masa cilalı ve parlak.

ذَهَبَ إِلَى الِاجْتِمَاعِ بِأَحْذِيَةٍ مُلَمَّعَةٍ.

Perdahlı ayakkabılarla toplantıya gitti.

أَضَاءَتِ الْفِضِّيَّاتُ الْمَجْلُوَّةُ الْمَائِدَةَ.

Perdahlı gümüşler sofrayı aydınlattı.

Ayrıca: نَاعِم، حَسَن، مُزَيَّن