perdahlanmak

تَمَّ صَقْلُ هَذَا السَّطْحِ الْمَعْدِنِيِّ بِعَمَلِيَّةٍ خَاصَّةٍ.

Bu metal yüzey özel bir işlemle perdahlandı.

تَمَّ تَلْمِيعُ حِذَائِي بِشَكْلٍ جَيِّدٍ بِالْأَمْسِ.

Ayakkabılarım dün güzelce perdahlandı.

Ayrıca: تَحَسَّنَ، تَزَيَّنَ