pestil
الْمَرَضُ جَعَلَهُ مَهْزُولًا.
Hastalık onu pestil gibi yapmıştı.
ضَعِيف — ضُعَفَاء
كَانَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ ضَعِيفًا، وَيُكَافِحُ مِنْ أَجْلِ الْمَشْيِ.
Yaşlı adam pestil gibiydi, yürümekte zorlanıyordu.
الْمَرَضُ جَعَلَهُ مَهْزُولًا.
Hastalık onu pestil gibi yapmıştı.
كَانَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ ضَعِيفًا، وَيُكَافِحُ مِنْ أَجْلِ الْمَشْيِ.
Yaşlı adam pestil gibiydi, yürümekte zorlanıyordu.