prangalı

كَانَ السُّجَنَاءُ الْمُقَيَّدُونَ يَعْمَلُونَ فِي أَعْمَالٍ شَاقَّةٍ.

Prangalı mahkûmlar, ağır işlerde çalıştırılırdı.

كَانَ الْمَشْيُ بِأَقْدَامٍ مَغْلُولَةٍ صَعْبًا لِلْغَايَةِ.

Prangalı ayaklarla yürümek çok zordu.