pus

غَطَّى الضَّبَابُ الْخَفِيفُ كُلَّ مَكَانٍ فِي الصَّبَاحِ.

Sabahleyin her yeri pus kaplamıştı.

كَانَتْ هُنَاكَ شَبُورَةٌ كَثِيفَةٌ فِي الْجِبَالِ.

Dağlarda yoğun bir pus vardı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler