اخْتَبَأَتِ الْقِطَّةُ خَلْفَ الْخِزَانَةِ لِلْإِمْسَاكِ بِالْفَأْرِ.
Kedi, fareyi yakalamak için dolabın arkasına pusmuş.
اخْتَبَأَتِ الْقِطَّةُ خَلْفَ الْخِزَانَةِ لِلْإِمْسَاكِ بِالْفَأْرِ.
Kedi, fareyi yakalamak için dolabın arkasına pusmuş.
كَمَنَ الصَّيَّادُ خَلْفَ الشَّجَرَةِ يَنْتَظِرُ الطَّرِيدَةَ.
Avcı, avı beklerek ağacın arkasında pusuya yattı.
تَكَمَّنَ الصَّيَّادُ لِسَاعَاتٍ فِي الْمَكَانِ الَّذِي سَيَمُرُّ فِيهِ الْغَزَالُ.
Avcı, geyiğin geçeceği yerde saatlerce pusmuş.
Ayrıca: تَوَارَى