rahat bırakmak

مِنْ فَضْلِكَ اتْرُكْنِي فِي حَالِي، أُرِيدُ أَنْ أَكُونَ وَحْدِي قَلِيلًا.

Lütfen beni rahat bırak, biraz yalnız kalmak istiyorum.

يَجِبُ عَلَيْكَ عَدَمُ إِزْعَاجِهِ، إِنَّهُ يَمُرُّ بِفَتْرَةٍ مُرْهِقَةٍ لِلْغَايَةِ.

Onu rahat bırakmalısın, çok stresli bir dönemden geçiyor.

اتْرُكُوا الْأَطْفَالَ فِي حَالِهِمْ، دَعُوهُمْ يَلْعَبُونَ بِمُفْرَدِهِمْ.

Çocukları rahat bırakın, kendi başlarına oynamalarına izin verin.

İlişkili Kelimeler