rapor etmek

يَجِبُ رَفْعُ تَقْرِيرٍ بِالْحَادِثَةِ إِلَى الشُّرْطَةِ، الْوَضْعُ خَطِيرٌ جِدًّا.

Olayı polise rapor etmek gerekiyor, çok ciddi bir durum.

اضْطُرَّ إِلَى إِبْلَاغِ رَئِيسِهِ عَنِ الْوَضْعِ الْمَشْبُوهِ.

Şüpheli durumu amirine rapor etmek zorunda kaldı.

İlişkili Kelimeler