reçetelemek

وَصَفَ الطَّبِيبُ الدَّوَاءَ الْمُنَاسِبَ بَعْدَ الِاسْتِمَاعِ إِلَى شَكَاوَى الْمَرِيضِ.

Doktor, hastanın şikayetlerini dinledikten sonra uygun ilacı reçeteledi.

أَجْرَى الطَّبِيبُ فَحْصًا لِكِتَابَةِ وَصْفَةِ دَوَاءٍ لِمَرَضِ الْمَرِيضِ.

Hekim, hastanın rahatsızlığına yönelik bir ilaç reçetelemek için muayene yaptı.

اضْطُرَّ الطَّبِيبُ الْمُخْتَصُّ إِلَى إِعْطَاءِ الْمَرِيضِ وَصْفَةَ دَوَاءٍ تَحْتَوِي عَلَى مُضَادٍّ حَيَوِيٍّ.

Uzman doktor, hastaya antibiyotik içeren bir ilaç reçetelemek zorunda kaldı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler