resmetmek

قَضَى الرَّسَّامُ سَاعَاتٍ فِي تَصْوِيرِ جَمَالِ الطَّبِيعَةِ عَلَى قُمَاشِهِ.

Ressam, tuvaline doğanın güzelliklerini resmetmek için saatler harcadı.

يَسْتَمْتِعُ الْأَطْفَالُ كَثِيرًا بِرَسْمِ الْعَالَمِ الَّذِي يَحْلُمُونَ بِهِ عَلَى الْوَرَقِ.

Çocuklar, hayallerindeki dünyayı kağıda resmetmekten büyük keyif alırlar.

İlişkili Kelimeler