reye

كَانَتْ هُنَاكَ فَسَاتِينُ أَنِيقَةٌ مَصْنُوعَةٌ مِنْ أَقْمِشَةٍ مُخَطَّطَةٍ فِي الْمَتْجَرِ.

Mağazada reye kumaşlardan yapılmış şık elbiseler vardı.

كَانَ الطِّفْلُ يَرْتَدِي قَمِيصًا مُقَلَّمًا.

Çocuk, reye bir tişört giymişti.

İlişkili Kelimeler