rozet

وَضَعَ كُلُّ مَنْ حَضَرَ الاِجْتِمَاعَ شَارَةً عَلَى يَاقَتِهِ.

Toplantıya katılan herkes yakasına bir rozet taktı.

دَبُّوس — دَبَابِيس

يَحْمِلُ الطُّلَّابُ بِفَخْرٍ دَبُّوسَ المَدْرَسَةِ.

Öğrenciler, okulun rozetini gururla taşıyorlar.

الوُرَيْدَةُ حَوْلَ الصُّنْبُورِ تَجْعَلُ السِّبَاكَةَ تَبْدُو أَكْثَرَ جَمَالِيَّةً.

Musluğun etrafındaki rozet, tesisatın daha estetik görünmesini sağlıyor.

İlişkili Kelimeler