ruj

حَاوَلَتْ أَنْ تَبْدُوَ أَكْثَرَ جَاذِبِيَّةً بِوَضْعِ أَحْمَرِ شِفَاهٍ أَحْمَرَ عَلَى شَفَتَيْهَا.

Dudaklarına kırmızı ruj sürerek daha çekici görünmeye çalıştı.

كَانَ لَوْنُ حُمْرَةِ الشِّفَاهِ الَّتِي اشْتَرَتْهَا حَدِيثًا يَتَنَاسَبُ تَمَامًا مَعَ فُسْتَانِهَا.

Yeni aldığı rujun rengi, elbisesiyle mükemmel uyum sağlıyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler