لَا يَرْغَبُ الْمَرْءُ دَائِمًا فِي أَنْ تُقَالَ مِثْلُ هَذِهِ الْأَشْيَاءِ، فَالصَّمْتُ أَحْيَانًا يَكُونُ أَفْضَلَ.
Bu tür şeyler her zaman söylenilmek istenmez, bazen susmak daha iyidir.
لَا يَرْغَبُ الْمَرْءُ دَائِمًا فِي أَنْ تُقَالَ مِثْلُ هَذِهِ الْأَشْيَاءِ، فَالصَّمْتُ أَحْيَانًا يَكُونُ أَفْضَلَ.
Bu tür şeyler her zaman söylenilmek istenmez, bazen susmak daha iyidir.
كَانَ لَا بُدَّ مِنْ أَنْ يُذْكَرَ اسْمُهُ فِي الِاجْتِمَاعِ لِأَنَّهُ كَانَ ذَا صِلَةٍ بِالْمَوْضُوعِ.
Onun adı toplantıda söylenilmek zorunda kaldı, çünkü konuyla ilgiliydi.
هَذِهِ النَّجَاحَاتُ كَافِيَةٌ لِيُتَحَدَّثَ عَنْهَا لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Bu başarılar uzun süre söylenilmek için yeterli.