söylenmek

بَدَلًا مِنَ التَّذَمُّرِ مِنْ عَمَلِكَ طَوَالَ الْوَقْتِ، يَجِبُ أَنْ تُحَاوِلَ إِيجَادَ حَلٍّ.

Her zaman işinden söylenmek yerine, çözüm bulmaya çalışmalısın.

يَشْتَكِي الْعُمَلَاءُ بِاسْتِمْرَارٍ مِنْ جَوْدَةِ الْمُنْتَجِ.

Müşteriler, ürünün kalitesinden dolayı sürekli söyleniyorlar.

بَدَأَ الطِّفْلُ يَتَأَفَّفُ لِأَنَّهُ اضْطُرَّ إِلَى تَنَاوُلِ طَعَامِهِ.

Çocuk, yemeğini yemek zorunda olduğu için söylenmeye başladı.

Ayrıca: تَمْتَمَ

İlişkili Kelimeler