söz vermek

وَعَدْتُهُ بِأَنَّنِي سَأَكُونُ بِجَانِبِهِ دَائِمًا.

Ona her zaman yanında olacağıma söz verdim.

تَعَهَّدَ رَئِيسُ الْوُزَرَاءِ بِخَفْضِ التَّضَخُّمِ.

Başbakan, enflasyonu düşüreceğine söz verdi.

أَعْطَى وَعْدًا لِأَطْفَالِهِ بِأَنَّهُ سَيَشْتَرِي لَهُمْ آيس كْرِيم.

Çocuklarına dondurma alacağına söz verdi.

İlişkili Kelimeler