sözde

دَبَّرَ لِي مَكِيدَةً مِنْ وَرَاءِ ظَهْرِي زَعْمًا مِنْهُ أَنَّهُ صَدِيقِي.

Sözde arkadaşım arkamdan iş çevirmiş.

هَذَا الخَبِيرُ المُدَّعَى لَا يَعْرِفُ شَيْئًا فِي الوَاقِعِ.

Bu sözde uzman, aslında hiçbir şey bilmiyor.

اتِّفَاقُ السَّلَامِ الْمَزْعُومُ لَمْ يَحُلِّ الْمَشَاكِلَ.

Sözde barış anlaşması, sorunları çözmedi.

Eşdizimler