sübut

يُمْكِنُ أَنْ يُؤَثِّرَ ثُبُوتُ الْأَدِلَّةِ عَلَى نَتِيجَةِ الْقَضِيَّةِ.

Delillerin sübutu, davanın sonucunu etkileyebilir.

كَانَتْ شَهَادَاتُ الشُّهُودِ مُهِمَّةً جِدًّا لِلتَّحَقُّقِ مِنْ وُقُوعِ الْحَادِثِ.

Olayın sübutu için tanıkların ifadeleri çok önemliydi.

أَتَاحَ إِثْبَاتُ الْجَرِيمَةِ لِلْمَحْكَمَةِ اتِّخَاذَ قَرَارٍ.

Suçun sübutu, mahkemenin karar vermesini sağladı.

İlişkili Kelimeler