كَانَ الرَّجُلُ جَالِسًا فِي الزَّاوِيَةِ صَامِتًا، وَلَا يَتَحَدَّثُ مَعَ أَحَدٍ.
Sükûti bir şekilde köşede oturan adam, kimseyle konuşmuyordu.
كَانَ الرَّجُلُ جَالِسًا فِي الزَّاوِيَةِ صَامِتًا، وَلَا يَتَحَدَّثُ مَعَ أَحَدٍ.
Sükûti bir şekilde köşede oturan adam, kimseyle konuşmuyordu.
كَانَتْ لَيْلَةً هَادِئَةً مِثَالِيَّةً لِلِابْتِعَادِ عَنْ ضَوْضَاءِ الْمَدِينَةِ.
Sükûti bir gece, şehrin gürültüsünden uzaklaşmak için idealdi.