أُرِيدُ أَنْ أَجْلِسَ عَلَى شَاطِئِ الْبَحْرِ وَأَسْتَمْتِعَ بِالْهُدُوءِ.
Deniz kenarında oturup sükûnetin tadını çıkarmak istiyorum.
أُرِيدُ أَنْ أَجْلِسَ عَلَى شَاطِئِ الْبَحْرِ وَأَسْتَمْتِعَ بِالْهُدُوءِ.
Deniz kenarında oturup sükûnetin tadını çıkarmak istiyorum.
مُمَارَسَةُ الْيُوجَا تُسَاعِدُنِي فِي الْعُثُورِ عَلَى السَّكِينَةِ الدَّاخِلِيَّةِ.
Yoga yapmak, iç sükûneti bulmama yardımcı oluyor.
طُمَأْنِينَةُ الطَّبِيعَةِ تُرِيحُ رُوحِي.
Doğanın sükûneti, ruhumu dinlendiriyor.
Ayrıca: سَلَام