süprüntü

Anlamlar

أقوم بتنظيف القمامة أمام الباب كل صباح.

Her sabah kapının önündeki süprüntüyü temizliyorum.

يجب علينا رمي هذه النفايات في صندوق إعادة التدوير.

Bu süprüntüleri geri dönüşüm kutusuna atmalıyız.

الأوساخ في الشوارع تشوه مظهر المدينة.

Sokaklardaki süprüntüler şehrin görünümünü bozuyor.

حثالة — حُثالات

إنه يعتبر حثالة المجتمع.

O, toplumun süprüntüsü olarak görülüyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler