sürüklemek

جَرَّ الطِّفْلُ لُعْبَتَهُ الْمَكْسُورَةَ عَلَى الْأَرْضِ وَهُوَ حَزِينٌ.

Çocuk, kırık oyuncağını üzgün bir şekilde yerde sürükledi.