sürüntü

أَخَذَ الطَّبِيبُ مَسْحَةً مِنْ حَلْقِي لِتَشْخِيصِ الْعَدْوَى وَأَرْسَلَهَا إِلَى الْمُخْتَبَرِ.

Doktor, boğazımdaki enfeksiyonu teşhis etmek için bir sürüntü aldı ve laboratuvara gönderdi.

لَطَاخَة — لطاخات

يَتِمُّ فَحْصُ عَيِّنَةِ اللَّطَاخَةِ تَحْتَ الْمِجْهَرِ لِلْحُصُولِ عَلَى مَعْلُومَاتٍ حَوْلَ بِنْيَةِ الْخَلَايَا.

Sürüntü örneği, mikroskop altında incelenerek hücrelerin yapısı hakkında bilgi verir.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler