sürmek

Anlamlar

قَادَ — يَقُودُ · قِيَادَة

قاد أبي السيارة بحذر وأوصلنا إلى المنزل بأمان.

Babam arabayı dikkatlice sürerek bizi güvenle eve götürdü.

دَهَنَ — يَدْهُنُ · دَهْن

يجب أن أدهن بشرتي بواقي الشمس كل يوم لحمايتها من الشمس.

Cildimi güneşten korumak için her gün güneş kremi sürmeliyim.

نَفَى — يَنْفِي · نَفْي

نفت الحكومة المعارضين إلى مناطق بعيدة من البلاد.

Hükümet, muhalifleri ülkenin uzak bölgelerine sürdü.

وَضَعَ — يَضَعُ · وَضْع

تضع أختي دائما كحلا أسود على عينيها.

Kız kardeşim her zaman gözlerine siyah sürme sürer.

اِسْتَغْرَقَ — يَسْتَغْرِقُ · اِسْتِغْرَاق

استغرق إكمال هذا المشروع حوالي ثلاثة أشهر.

Bu projeyi tamamlamak yaklaşık üç ay sürdü.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler