فَارِس — فُرْسَان
لَعِبَ الفُرْسَانُ دَوْرًا مُهِمًّا فِي المَعَارِكِ فِي الجَيْشِ العُثْمَانِيِّ.
Osmanlı ordusunda süvariler, savaşlarda önemli bir rol oynardı.
لَعِبَ الفُرْسَانُ دَوْرًا مُهِمًّا فِي المَعَارِكِ فِي الجَيْشِ العُثْمَانِيِّ.
Osmanlı ordusunda süvariler, savaşlarda önemli bir rol oynardı.
كَانَ الْخَيَّالَةُ يَقُودُونَ خُيُولَهُمْ بِبَرَاعَةٍ كَبِيرَةٍ.
Süvariler, atlarını büyük bir ustalıkla sürüyorlardı.
كَانَ رَاكِبُ الْخَيْلِ يَقُودُ فَرَسَهُ بِمَهَارَةٍ عَالِيَةٍ.
Süvari, atını büyük bir ustalıkla sürüyordu.