اضْطُرَّ النَّاسُ الْهَارِبُونَ مِنَ الْحَرْبِ إِلَى اللُّجُوءِ إِلَى دُوَلٍ أُخْرَى.
Savaştan kaçan insanlar başka ülkelere sığınmak zorunda kaldılar.
اضْطُرَّ النَّاسُ الْهَارِبُونَ مِنَ الْحَرْبِ إِلَى اللُّجُوءِ إِلَى دُوَلٍ أُخْرَى.
Savaştan kaçan insanlar başka ülkelere sığınmak zorunda kaldılar.
اِحْتَمَيْنَا مِنَ الْمَطَرِ تَحْتَ الشَّجَرَةِ.
Yağmurdan ağacın altına sığındık.
عِنْدَمَا أَكُونُ فِي وَضْعٍ صَعْبٍ، أَسْتَجِيرُ بِأَصْدِقَائِي.
Zor durumda kalınca arkadaşlarıma sığınırım.
لَجَأَ إِلَى، آوَى، أَلْجَأَ، أَوَى، لَاذَ، اِعْتَصَمَ، اِلْتَجَأَ، اِسْتَعَاذَ، عَوَّذَ، عَاذَ، اِسْتَعْصَمَ