نَظَرَ الرَّئِيسُ إِلَى الْمَشْرُوعِ الْجَدِيدِ بِعَيْنِ الْعَطْفِ وَقَالَ إِنَّهُ سَيَدْعَمُهُ.
Patron, yeni projeye sıcak baktı ve destekleyeceğini söyledi.
نَظَرَ الرَّئِيسُ إِلَى الْمَشْرُوعِ الْجَدِيدِ بِعَيْنِ الْعَطْفِ وَقَالَ إِنَّهُ سَيَدْعَمُهُ.
Patron, yeni projeye sıcak baktı ve destekleyeceğini söyledi.
تَقَبَّلَ الْمُعَلِّمُ فِكْرَةَ الطَّالِبِ بِتَرْحَابٍ وَشَجَّعَهُ.
Öğretmen, öğrencinin fikrine sıcak baktı ve onu cesaretlendirdi.