sıkı

هَذَا الْبَنْطَلُونُ ضَيِّقٌ جِدًّا، أَجِدُ صُعُوبَةً فِي الْحَرَكَةِ.

Bu pantolon çok sıkı, hareket etmekte zorlanıyorum.

تُوجَدُ قَوَاعِدُ صَارِمَةٌ جِدًّا فِي الْمَدْرَسَةِ، يَجِبُ عَلَى الْجَمِيعِ الِالْتِزَامُ بِهَا.

Okulda çok sıkı kurallar var, herkes uymak zorunda.

يَجِبُ أَنْ تُغْلِقَ الْغِطَاءَ بِإِحْكَامٍ، وَإِلَّا فَإِنَّ السَّائِلَ الَّذِي بِدَاخِلِهِ سَوْفَ يَنْسَكِبُ.

Kapağı sıkı kapatmalısın, yoksa içindeki sıvı dökülür.

Ayrıca: مَتِين

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler