sıkılgan

إِنَّهُ طِفْلٌ خَجُولٌ جِدًّا، يَجِدُ صُعُوبَةً فِي التَّحَدُّثِ مَعَ أَشْخَاصٍ جُدُدٍ.

O çok sıkılgan bir çocuk, yeni insanlarla konuşmakta zorlanıyor.

بِصِفَتِي شَخْصًا مُنْطَوِيًا، أَتَجَنَّبُ الْأَمَاكِنَ الْمُزْدَحِمَةَ.

Sıkılgan biri olarak, kalabalık ortamlardan kaçınırım.

İlişkili Kelimeler