sıklaştırmak

تَقُومُ الشَّرِكَةُ بِتَطْوِيرِ اسْتِرَاتِيجِيَّاتٍ جَدِيدَةٍ لِتَكْثِيفِ حَمَلَاتِهَا الْإِعْلَانِيَّةِ.

Şirket, reklam kampanyalarını sıklaştırmak için yeni stratejiler geliştiriyor.

زَادَتِ الشُّرْطَةُ مِنْ كَثَافَةِ الْإِجْرَاءَاتِ الْأَمْنِيَّةِ فِي وَسَطِ الْمَدِينَةِ.

Polis, şehir merkezindeki güvenlik önlemlerini sıklaştırdı.