sıklet

وَزْن — أَوْزَان

وَزْنُ هَذِهِ الْحُزْمَةِ كَبِيرٌ جِدّاً، أَجِدُ صُعُوبَةً فِي حَمْلِهَا.

Bu paketin sıkleti çok fazla, taşımakta zorlanıyorum.

ثِقْل — أَثْقَال

الْمُلَاكِمُونَ يَتَبَارَوْنَ حَسَبَ أَوْزَانِهِمْ.

Boksörler sıkletlerine göre karşılaşırlar.

عِبْء — أَعْبَاء

هَذِهِ الْمَشَاكِلُ تُشَكِّلُ عِبْئاً كَبِيراً بِالنِّسْبَةِ لِي.

Bu sorunlar benim için büyük bir sıklet oluşturuyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler