وَزْن — أَوْزَان
وَزْنُ هَذِهِ الْحُزْمَةِ كَبِيرٌ جِدّاً، أَجِدُ صُعُوبَةً فِي حَمْلِهَا.
Bu paketin sıkleti çok fazla, taşımakta zorlanıyorum.
وَزْنُ هَذِهِ الْحُزْمَةِ كَبِيرٌ جِدّاً، أَجِدُ صُعُوبَةً فِي حَمْلِهَا.
Bu paketin sıkleti çok fazla, taşımakta zorlanıyorum.
الْمُلَاكِمُونَ يَتَبَارَوْنَ حَسَبَ أَوْزَانِهِمْ.
Boksörler sıkletlerine göre karşılaşırlar.
هَذِهِ الْمَشَاكِلُ تُشَكِّلُ عِبْئاً كَبِيراً بِالنِّسْبَةِ لِي.
Bu sorunlar benim için büyük bir sıklet oluşturuyor.