sıkma

بَعْدَ الِانْتِهَاءِ مِنْ عَصْرِ الْبُرْتُقَالِ، مَلَأْتُ الْعَصِيرَ فِي الْكُوبِ.

Portakal sıkma işlemi bittikten sonra suyu bardağa doldurdum.

ضَغْط — ضُغُوط

ضَغْطُ الْأَسْنَانِ أَثْنَاءَ النَّوْمِ يُسَبِّبُ صُدَاعًا.

Uyurken dişleri sıkma baş ağrısına yol açar.

التَّضْيِيقُ فِي الْمَلَابِسِ يَجْعَلُ الْحَرَكَةَ صَعْبَةً.

Elbiselerdeki sıkma, hareket etmeyi zorlaştırıyor.