sınmak

انْكَسَرَتْ أَغْصَانُ الشَّجَرَةِ بِعُنْفٍ فِي مَهَبِّ الرِّيحِ.

Rüzgarda ağacın dalları şiddetle sındı.

تَصَدَّعَ الْمَبْنَى الْقَدِيمُ فِي الزَّلْزَالِ.

Eski bina depremde sındı.

انْهَزَمَ جَيْشُنَا فِي الْحَرْبِ.

Ordumuz savaşta sındı.