سِرّ — أَسْرَار
يَعْمَلُ الْمُحَقِّقُونَ لِكَشْفِ سِرِّ هَذَا الْحَدَثِ.
Bu olayın sırrını çözmek için dedektifler çalışıyor.
يَعْمَلُ الْمُحَقِّقُونَ لِكَشْفِ سِرِّ هَذَا الْحَدَثِ.
Bu olayın sırrını çözmek için dedektifler çalışıyor.
الطِّلَاءُ الَّذِي يُوضَعُ عَلَى السِّيرَامِيكِ يَمْنَحُهَا لَمَعَانًا.
Seramiklerin üzerine sürülen sır, onlara parlaklık verir.
لَا يَزَالُ هُنَاكَ حِجَابٌ مِنَ الْغُمُوضِ عَلَى هَذِهِ الْخَرِيطَةِ الْقَدِيمَةِ.
Bu eski haritanın üzerinde hala bir sır perdesi var.
لُغْز