تَبَسَّمَ الرَّجُلُ بِسُخْرِيَةٍ وَلَمْ يَرُدَّ عَلَى السُّؤَالِ.
Adam, alaycı bir şekilde sırıtarak cevap vermedi.
تَبَسَّمَ الرَّجُلُ بِسُخْرِيَةٍ وَلَمْ يَرُدَّ عَلَى السُّؤَالِ.
Adam, alaycı bir şekilde sırıtarak cevap vermedi.
ابْتَسَمَتِ الْفَتَاةُ بِلُؤْمٍ وَهِيَ تُفَكِّرُ فِي شَيْءٍ سَيِّئٍ.
Kız, kötü bir şey düşünerek sırıttı.
حَاوَلَ أَنْ يُثِيرَ غَضَبِي بِالنَّظَرِ إِلَى وَجْهِي وَالِاكْشِرَارِ.
Yüzüme bakıp sırıtarak beni sinirlendirmeye çalıştı.