sıra

صَفّ — صُفُوف

جَلَسَ الطُّلَّابُ فِي الصُّفُوفِ فِي الْفَصْلِ وَبَدَأَتِ الدَّرْسُ.

Öğrenciler sınıfta sıralara oturdular ve ders başladı.

دَوْر — أَدْوَار

يُرْجَى انْتِظَارُ دَوْرِكَ، سَيَتِمُّ إِنْجَازُ عَمَلِ الْجَمِيعِ.

Lütfen sıranızı bekleyin, herkesin işi yapılacak.

طَابُور — طَوَابِير

يَجِبُ عَلَيْنَا أَنْ نَقِفَ فِي طَابُورٍ مُنَظَّمٍ لِلْحُصُولِ عَلَى التَّذَاكِرِ.

Bilet almak için düzenli bir sırada durmalıyız.

Ayrıca: تَرْتِيب

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler