sıralı

كَانَتِ الْكُتُبُ مَوْضُوعَةً بِشَكْلٍ مُرَتَّبٍ عَلَى الرَّفِّ.

Kitaplar rafta sıralı bir şekilde duruyordu.

يَجِبُ أَنْ يَكُونَ مَكْتَبُ الْعَمَلِ دَائِمًا مُنَظَّمًا وَمُرَتَّبًا.

Çalışma masası her zaman sıralı ve düzenli olmalı.

يَجِبُ أَنْ تُرْوَى الْأَحْدَاثُ بِطَرِيقَةٍ مُتَسَلْسِلَةٍ.

Olaylar sıralı bir şekilde anlatılmalıdır.