sırlamak

زَجَّجَ الْخَزَّافُ الْمَزْهَرِيَّةَ لِجَعْلِهَا تَبْدُو أَجْمَلَ.

Çömlekçi, vazoyu daha güzel görünmesi için sırladı.

يَقُومُ الحِرَفِيُّونَ بِطِلَاءِ الأَوَانِي الفَخَّارِيَّةِ بِالمِينَاءِ لِجَعْلِهَا مُقَاوِمَةً لِلْمَاءِ.

Ustalar, toprak kapları su geçirmez hale getirmek için sırlarlar.