sırtüstü

اسْتَلْقَيْتُ عَلَى ظَهْرِي عَلَى الشَّاطِئِ وَاسْتَمْتَعْتُ بِالشَّمْسِ.

Sahilde sırtüstü uzanıp güneşin tadını çıkardım.

سَقَطَ الرَّجُلُ عَلَى الْأَرْضِ مُسْتَلْقِيًا عَلَى الظَّهْرِ وَلَمْ يَتَمَكَّنْ مِنَ النُّهُوضِ لِبَعْضِ الْوَقْتِ.

Adam sırtüstü yere düştü ve bir süre kalkamadı.

كَانَ الطِّفْلُ يَلْعَبُ بِيَدَيْهِ وَهُوَ مُسْتَلْقٍ عَلَى قَفَاهُ.

Bebek sırtüstü yatarken elleriyle oynuyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler