sıvışmak

أَرَادَ أَنْ يَتَسَلَّلَ دُونَ أَنْ يَتَكَلَّمَ لَكِنْ ذَلِكَ لَمْ يَكُنْ مُمْكِنًا.

Konuşmadan sıvışmak istedi ama mümkün olmadı.

لَيْسَ مِنَ الصَّوَابِ التَّهَرُّبُ مِنَ الْمَسْؤُولِيَّةِ.

Sorumluluktan sıvışmak doğru değil.

انْسَلَّ الرَّجُلُ مِنْ بَيْنِ الْحُشُودِ وَابْتَعَدَ.

Adam kalabalığın arasından sıvışarak uzaklaştı.

İlişkili Kelimeler