أَدَّى التَّسَرُّبُ فِي أُنْبُوبِ الْغَازِ إِلَى وَضْعٍ خَطِيرٍ.
Gaz borusundaki sızıntı tehlikeli bir duruma yol açtı.
أَدَّى التَّسَرُّبُ فِي أُنْبُوبِ الْغَازِ إِلَى وَضْعٍ خَطِيرٍ.
Gaz borusundaki sızıntı tehlikeli bir duruma yol açtı.
تَسَبَّبَ التَّسْرِيبُ فِي الْوَثَائِقِ السِّرِّيَّةِ فِي فَضِيحَةٍ كَبِيرَةٍ.
Gizli belgelerdeki sızıntı, büyük bir skandala neden oldu.
النَّضْحُ فِي الْجُدْرَانِ يُفْسِدُ هَيْكَلَ الْمَبْنَى.
Duvarlardaki sızıntı, binanın yapısını bozuyor.
رَشْح