sızdırmak

يُرِيدُ شَخْصٌ مَا تَسْرِيبَ مَعْلُومَاتٍ سِرِّيَّةٍ إِلَى الصَّحَافَةِ.

Birileri gizli bilgileri basına sızdırmak istiyor.

هَذَا الْقُمَاشُ لَا يَرْشَحُ الْمَاءَ، إِنَّهُ مُقَاوِمٌ لِلْمَاءِ تَمَامًا.

Bu kumaş suyu sızdırmaz, tamamen su geçirmez.

تَنْضَحُ التُّرْبَةُ الْمَاءَ وَتُوصِلُهُ إِلَى جُذُورِ النَّبَاتَاتِ.

Toprak suyu sızdırarak bitkilerin köklerine ulaştırır.

İlişkili Kelimeler