saçık

كَانَتْ هُنَاكَ أَوْرَاقٌ مُنْتَثِرَةٌ فِي الحَدِيقَةِ، تَعْرِضُ جَمِيعَ أَلْوَانِ الخَرِيفِ.

Bahçede saçık yapraklar vardı, sonbaharın tüm renklerini sergiliyordu.

كَانَتْ هُنَاكَ أَلْعَابٌ مُبَعْثَرَةٌ فِي كُلِّ مَكَانٍ فِي الْغُرْفَةِ، وَسَيَسْتَغْرِقُ جَمْعُهَا وَقْتًا طَوِيلاً.

Odanın her yerinde saçık oyuncaklar vardı, toplaması çok zaman alacak.

İlişkili Kelimeler